Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu,
düzenlediği basın toplantısında iktidara Anayasa çağrısı yaptı: “Eğer kendinize
güveniyorsanız ve ciddi siyasetçiler olduğunuza inanıyorsanız, Anayasa’ya ‘sekiz
çeyrekte enflasyonu tek haneli rakama düşüremeyen hükümetler, doksan gün içinde
seçime giderler’ şeklinde bir madde yazın ki ciddiyetinizi görelim. Sekiz
senedir enflasyonu düşüremediniz, memleketi düşürdünüz…”
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, parti genel merkezinde basın
toplantısı gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin değişmesi
gerektiğini ve yalnızca milletle ittifak yapacaklarının altını çizen
Ağıralioğlu, teröristbaşı Öcalan’a yönelik statü çıkışına da tepki gösterdi. Maden ruhsatlarıyla ilgili sürecin de tekrar gözden
geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu,
özetle şunları söyledi:
ANAHTAR PARTİ BÜYÜYOR, GELİŞİYOR…
“Anahtar Parti,
siyasetin günlük mesuliyetini taşımadan kendi hevesine konu ettiği yapay
gündemler içerisinde, milletin gerçek gündemine odaklanmış bir parti olarak her
geçen gün milletin gönlünde büyüyor. Kuruluşumuzdan bugüne Anahtar Partimiz,
Türk milletinin kilitlenmiş sorunlarının anahtarı olabilme kapasitesini her
geçen gün Anadolu’da güçlendiriyor. Anketlere yansıyan ve milletin sinesinde
bulduğumuz karşılığın oya dönük tarafları, memleketin gerçek gündemine odaklı
siyasetin milletin sinesinde yer bulacağını herkesin anlayacağı şekilde
gösteriyor. Anahtar Parti büyüyor, gelişiyor ve önümüzdeki dönemin iktidar
namzeti olmaya hazırlanıyor.
Anahtar Parti, Türkiye’nin
alıştığı siyasi tahterevallinin seçmen davranışlarını ne kadar töhmet altına
soktuğunu biliyor. Bu mecburiyet hattını bozmaya ve önümüzdeki dönem alternatif
olmaya çalışıyor. Kimi anketlerde dördüncü, kimi anketlerde beşinci parti çıkan
Anahtar Parti iktidar iddiası olan merkez parti olma hüviyetiyle siyasetini her
geçen gün milletin kalbine mayalıyor.
TÜRKİYE’NİN SİYASİ PROBLEMLERİNİN MERKEZİNDE
CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ VAR
Türkiye’nin siyasi
problemleri var ve bu siyasi problemlerin merkezinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet
Sistemi var. Türkiye’nin ekonomik problemleri, şikâyetleri, rekabet gücündeki azalma, bürokrasideki aşınma
ve akademideki bozulma gibi pek çok sorunun merkezinde tecrübe ettiğimiz
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile buna bağlı siyasi maharetsizlik ve bozulma
yer alıyor. Aslında bizim çözülemeyecek bir sorunumuz yok; bizim asıl
sorunumuz, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni bu siyasi pratikle birleştirmiş
olan maharetsizliğin memleketin sorunu haline gelmesidir. Sorunların nasıl
çözüleceği merakının cevabı da burada yatıyor: Sorunların sebebi olan bu
organizasyonu ve siyasi maharetsizliği, memleket nöbetinde millet iradesiyle
buluşturup devraldığımızda memleketin sorunları çözülecek.
Türkiye’de artık
iktidardan umut kalmadı; muhalefet de bu tahterevalli içerisinde bunca soruna
rağmen umut olamadı. Anahtar Parti olarak, Anayasa tartışmalarına ciddiyet
katmak adına bir teklifte bulunuyoruz: Öyle boş tartışmalar yaptırmayın. Eğer
kendinize güveniyorsanız ve ciddi siyasetçiler olduğunuza inanıyorsanız, Anayasa’ya
‘Sekiz çeyrekte enflasyonu tek haneli rakama düşüremeyen hükümetler, doksan gün
içinde seçime giderler’ şeklinde bir madde yazın ki ciddiyetinizi görelim.
Sekiz senedir enflasyonu düşüremediniz, memleketi düşürdünüz. Madem çok
maharetlisiniz, enflasyonu düşüreceğiz dediğiniz halde bunu başaramamanızın bir
kanunla, kuralla kayıt altına alınmasını sağlayalım. Keyfiliğinizden
kurtulmanız için seçim, muhalefetin ve demokrasinin sunduğu en makul davettir.
STATÜYÜ MİLLETİNİZE SORACAKSINIZ…
Önümüzdeki dönemde
bir seçim popülizminin de yavaş yavaş başladığı fark ediliyor. Türkiye’de
yaptıklarınızı milletinize soracaksanız, seçimi beklemeden soracaklarınız da
var. Sayın Devlet Bahçeli’nin her geçen gün el yükselterek konuştuğu ‘kurucu
önderlik’ ve ‘muhataplık’ meseleleri var. Son olarak grup konuşmasında ‘Barış
Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ gibi bir statü teklifinde bulundu. Bu
süreç başladığından beri Anahtar Parti olarak şunu söylüyoruz: Millete sorun.
Madem bu kadar eski söylediklerinizden vazgeçtiniz, bu yaptığınız şeyi
milletinize soracaksınız. Öcalan’a statü mü vereceksiniz, milletinize sorun ki
millet sizin statünüzü size göstersin. Milletin evlatlarının katiline statü
talep ettiğinize göre, önce kendi statünüzün ne olduğunu milletten kontrol
edin. Milletin size böyle bir şey yapma hakkı verip vermediğini bir görelim.
Bedeli millet ödüyor,
evlatlarını millet şehit veriyor, çocuklarını yetim olarak millet büyütüyor.
Mikrofonlar önünde ‘Şehitler ölmez, vatan bölünmez’ diye konuşup unuttuğunuz o
millettir. Şimdi de milletin evlatlarının katiline statü derdine düştünüz.
Statüyü milletinize soracaksınız sonra bu işlere bakacağız.
BURASI
KUZEY KORE Mİ?
Enflasyonla mücadele
programınız akamete uğradı ve savaşı bahane ettiniz. Bu sene vadesi gelmiş 236
milyar dolar borcumuz var ve ihtiyacımız olan döviz rezervi ekonomimiz üzerinde
kur baskısı yapıyor. Kuru baskılayarak, talebi kısarak ve faizi artırarak
enflasyonu düşürmeye çalışmanız reel sektörün canını çıkarmak üzereydi. Şimdi
buna bir de savaş etkisi ve petrol fiyatlarındaki artış eklenince, kısa vadeli
borç yüküyle birlikte muazzam bir kur ve devalüasyon baskısı altındasınız.
Bıraksanız reel sektör çökecek, devam etseniz faizle ticaret dönmeyecek.
Ödeme disiplinini
bozdunuz, memleketin alım gücü düştü ve enflasyonu kendiniz için bir avantaja
çevirdiniz. Vatandaşa vereceğinizi hesaplarken az, harcarken çok hesaplayarak
vatandaşın cebinden para çekiyorsunuz. Yaşam kalitesini bozup bahaneyi
İran-İsrail gerilimine veya dış güçlere bağlıyorsunuz. Bu durumun böyle
olmayacağına dair açıklama yapan İş Bankası Genel Müdürüne, yaptığı ikazlardan
sonra özür dilettiriyorsunuz. Bu durum, zaten kırılgan olan ekonomimizin dış
görüntüsüne imaj ve itibar hasarı veriyor. Ülkede ekonomideki açıkların bile
söylenemediği bir algı oluşturarak Türkiye’yi Kuzey Kore’ye benzetiyorsunuz.
Yanlışların söylenemeyeceği bir yönetim mekanizmasını tercih ediyorsunuz.
Bedelini biz ödediğimize göre, uyguladığınız programın hayatımızda neyi
bozduğunu görmek zorundasınız; ancak hükümetin bu duygudan vareste olduğu
görülüyor.
Meclisin hükmünü ve
sorunlara çözüm olma kapasitesini hasarladınız. Türkiye’de karşı karşıya
olduğumuz en mühim sorun, sorun çözme kapasitesini yitirmiş bir siyasettir.
Yirmi dört yıldır ülkeyi yönetiyorsunuz; yönettiğiniz ülkenin demografisi
bozuluyor, aile yapısı yıkıldı diye olağanüstü gündemli toplantılar
yapıyorsunuz. Sınırlarınız kevgire döndü, demografiniz bozuldu diye bağıranları
duymuyordunuz; şimdi bunu milli güvenlik sorunu ilan ediyorsunuz. Devletin
planlama imkânları elinizdeyken bu beka meselesini göremediniz. Şimdi cüzdan
sallayarak nüfusu, genelgeyle de aileyi kurtarmaya çalışıyorsunuz. Bakanları ve
rakamları değiştirerek enflasyonla mücadele ettiğinizi söylüyorsunuz.
MADEN RUHSATLARIYLA İLGİLİ SÜRECİ GÖZDEN GEÇİRİN!
Bir taraftan suyun
ne kadar kıymetli olduğunu ve Türkiye’nin su fakiri olma tehlikesiyle karşı
karşıya olduğunu konuşuyorsunuz; ancak organize sanayi bölgelerinden yer altına
basılan kirli suları temizlemeyi aklınıza getirmiyorsunuz. Ordu’da, Giresun’da
kanun tanımaz bir pervasızlıkla verilen maden ruhsatları insanların yaşam
alanlarını, sularını, topraklarını ve meralarını berbat ediyor ama
umursamıyorsunuz. Mahkeme kararları olmasına rağmen bunları tanımıyorsunuz.
Biz ‘maden
çıkarmayın’ demiyoruz ancak bunun dünyada bir standardı vardır. Çıkardığınız
madenle tehdit ettiğiniz hayatlar arasındaki dengeyi planlayacak kadar aklınız
olmalı. Ekonomiye kattığınız zenginlik insan içindir. İnsanın hayatını berbat
ederek elde ettiğiniz zenginliği kimin için planlıyorsunuz? İnsanı bozdunuz mu
devlet bozulur. İnsanın yaşam alanını bozup zenginlik oluşturacağınızı
söylemenizin, insanı kaybettikten sonra kimseye bir faydası yoktur. Bu nedenle
maden ruhsatlarıyla ilgili sürecin tekrar gözden geçirilmesi, mahkeme
kararlarının tatbik edilmesi ve orada yaşayan insanların feryadının duyulması
için Anahtar Parti teyakkuz halindedir. Çevre, Şehircilik, Afet ve Su
Politikaları Başkanlığımız günlerdir bölgedeydi. Köylerini ve topraklarını
bekleyen insanlarla omuz omuza olacağız. Birkaç kişinin kâr hırsı yüzünden
yaylalarımızı, meralarımızı ve sularımızı berbat etmenize sessiz kalmayacağız.
ANAHTAR PARTİ, MİLLETLE İTTİFAK KURACAKTIR
Anahtar Parti,
milletle ittifak kuracaktır. Şu anda politik gündemimizi kararsız seçmenlere
odakladık. Eğer kararsızlar birinci parti konumundaysa, siyasetin mesuliyeti bu
seçmenin niçin kararsız olduğunu doğru analiz etmektir. Bu kitle ağırlıklı
olarak iktidar bloğundan kopan kararsızlardır; beklentisi boşa düşmüş,
hayalleri kâbusa dönmüş ve umudu yük olmuş
bir millet gerçekliği vardır. Anketler kararsız seçmeni birinci parti olarak
gösteriyorsa, bu kararsızlığa sebep olan sorunları konuşan bir siyasi iradeye
ihtiyaç vardır; o irade de Anahtar Parti’dir. Siyasi mesuliyetimizi
kararsızlarla ve milletle ittifak üzerine kurduk. Elbette seçim sathına
girdiğimizde, önceliği millet olan bir pratiğin gereklerini yerine getireceğiz
ve millete sırtımızı dönmeyeceğiz. Memleketin daha iyi yaşamasına imkân sağlayacak her fikri destekleyeceğiz.
Anahtar Parti, Türk
siyasetindeki bu tahterevalliyi bozmak için siyaset yapıyor. Bize sorulan ‘hangi
ittifaktasınız’ sorularının muhatabı olan yapılar artık mevcut değildir. Ne
Millet İttifakı kaldı ne de Cumhur İttifakı’nın ana taşıyıcı kolonları yerinde
duruyor. Dolayısıyla ortada sadece millet ve milletin sorunları vardır. Millet,
bu sorunları çözecek bir irade beklemektedir. Anahtar Parti, milletin
sorunlarına doğru ümit olabilmek ve çok daha fazlasının mümkün olduğuna milleti
inandırmak iddiasıyla yürüyecek. Partinin istikbali olarak gördüğümüz şey,
milletin istikbalidir. Bu yüzden odağımızda ittifaklar değil, milletle nasıl
beraber olacağımız ve sorunlara nasıl çözüm üreteceğimiz yer alıyor.
SİYASET BU TÜRBÜLANSTAN
İTİBARINI KURTARAMAZ!
Anahtar Parti,
siyasetin komple kantarda olduğu bu dönemde oluşan büyük boşluğu doldurmak için
kurulmuştur. Biz sistemi kuran, sisteme uyan, demokrasiyi ve hukuku çalıştıran
bir düzen teklif ediyoruz. Her kuruşun hesabını veren bir yürütme ve güçlü bir
yasama inşa edeceğiz. 86 milyona hitap eden, yüzde 100’ü kucaklayan bir
perspektifle geliyoruz. Bir taraftan kayyum atanırken diğer taraftan hükümet
ortaklarının kayyumların görevine dönmesini istemesi; bir taraftan terör örgütü
elebaşının meclise çağrılması, diğer taraftan Kurucu Önderimiz Mustafa Kemal
Atatürk’ün kurduğu CHP’ye, ana muhalefet partisine, müdahale edilmesi memleketi
bir tutarsızlık girdabına sokmaktadır. Siyaset bu türbülanstan itibarını kurtaramaz.
Bizim maharetimiz;
devletin her kuruşunun hesabını sormakla millet iradesini korumayı, hazineyi
korumakla milletin egemenliğini korumayı bir arada başarmaktır. Bu ilkesiz
siyaset milletin ümidini kırmıştır; Anahtar Parti ise bu güvensizliğe ve
ölçüsüzlüğe alternatif olmak için vardır. Biz bir kavga kadrosu değil, 86
milyonun yaşayacağı bir Türkiye hayalinin vatanseverleriyiz. Yüksek standartlı
demokrasi ve hukuk için gereken hazırlıkları yapıyoruz. Memleketin ayağa
kalkması için kanun koyan ve koyduğu kurala uyan terbiyeli siyasetçilere
ihtiyaç vardır. Kanunun çalışmadığı yerde istişare edebilen bir siyaset
anlayışı geldiğinde memleketin nasıl kalkındığını hep birlikte göreceğiz.”
İlk Yorumu Sen Yap