Gözümüzü iğneden ipliğe her
şeye yapılan zam fırtınası ile açtığımız, bir yılı, 2025 yılını geride
bıraktık.
Yıllardır
devam eden yoksullaştırma politikalarından 4 Milyon kamu emekçisi ve 2,5 milyon
kamu emeklisi olarak bizler de payımıza düşeni aldık.
2025 yılı asgari
ücretlisinden emeklisine, işçisinden kamu emekçisine emeği ile geçinen
milyonlar için, bizler için adeta bir kâbus yılı oldu. Maaşlarımız her ay
gittikçe erirken yoksulluğumuz günden güne arttı.
Evet,
2025 yılını geride bıraktık. Ama sorunlarımız artarak devam ediyor.
Ülkeyi yönetenler yıllardır çarşıda, pazarda,
mutfakta yaşadığımız gerçek enflasyonun yarısına bile denk gelmeyen suni
verileri resmi enflasyon olarak açıkladılar. Maaş artışlarımızı TÜİK’’in bu
sahte verileri ile sınırladılar.
Böylece bu ülkenin ezici çoğunluğunu
oluşturan, bizleri, emeği ile geçim mücadelesi veren milyonları her geçen gün
daha fazla yoksullaştırdılar, sefalete ittiler.
İktidar temsilcileri, yandaş
konfederasyon yönetimi ve Hakem Kurulundan oluşan Bermuda Şeytan Üçgeni “toplu
sözleşme” adı altında her seferinde Merkez Bankası’nın hiçbir zaman tutmayan
enflasyon tahminini esas aldı.
Altışar aylık bu artışlar daha ilk bir,
iki ayda TÜİK’in sahte enflasyonunun bile altında kaldı. Aylarca enflasyon farkı
almak için bekledik. Altışar aylık periyotlarla hep aynı şeyi yaşamaya devam
ettik. Böylece sadece son 2 yılda
maaşlarımız yüzde 20 eridi.
Değerli Basın
Emekçileri;
TÜİK bugün 2025 yılının son enflasyon
verilerini açıkladı.
TÜİK’e göre
Aralık ayı enflasyonu yüzde 0,89 yıllık enflasyon yüzde 30,89 son altı aylık enflasyon yüzde 12,19, kira
artışlarında esas alınan 12 aylık ortalama enflasyon ise yüzde 34,88 olmuştur.
Bağımsız iktisatçılardan oluşan
Enflasyon Araştırma Grubu ENAG da enflasyon verilerini bugün açıkladı. ENAG’a
göre enflasyon aylık yüzde 2,11 yıllık ise yüzde 56,14 artmıştır.
Şimdi buradan işçilere, emekçilere,
emeklilere, tüm kamuoyuna soruyoruz:
TÜİK’in enflasyonu mu yoksa sizin
yaşadığınız hayat pahalılığı mı daha gerçekçi? Hükümet sözcüleri “enflasyon
düştü” diyor. Peki, sizin enflasyonunuz düştü mü?
Değerli Basın Emekçileri;
Bugün
açıklanan TÜİK verilerine göre:
·
Asgari ücret artışı TÜİK enflasyonun
bile altında kalmıştır. Bilindiği
üzere 2024 yılında resmi enflasyon %44,38 olarak açıklanmıştı. Buna rağmen 2025
yılı asgari ücretini bunun yaklaşık 15 puan altında %30 arttırdılar. TÜİK bugün 2025 yılı enflasyonun yüzde 30,89 olduğunu
açıkladı. Ama asgari ücreti 10 gün önce %27
artırarak, açlık sınırının altında tuttular.
TÜİK’in gerçekleşen enflasyon verileri
dahi temel alınmış olsaydı bugün asgari ücretin 28.931 TL olması gerekiyordu. Dolayısıyla
TÜİK’in sahte enflasyon verilerine göre bile her asgari ücretlinin aylık 569
TL’sine yıllık ise 6.828 TL’sine, yani yaklaşık 2 aylık
ücretine el konulmuştur.
·
Kaybeden
sadece asgari ücretliler değil, bu düzende hepimizin kayıpları artıyor. Örneğin
bugün açıklanan TÜİK verilerine göre: SGK
ve BAĞ-KUR emeklilerinin aylıkları 6 aylık enflasyon oranında, yani sadece yüzde
12,19 artacaktır.
·
Bu
sahte verilere göre kamu emekçileri ve emeklileri olarak bizler için ise yüzde 6,19 enflasyon
farkı doğmuştur. Bu farka Hakem Kurulu dayatması ile biten son “toplu
sözleşmeye” göre yapılacak artışı da (yüzde11 artış ve taban maaşlarda bin TL
artış) eklediğimizde maaşlarımız Ocak’tan itibaren ortalama sadece yüzde 17,48 artacaktır.
Öte
yandan ‘enflasyon farkı’ adı üzerinde geçtiğimiz altı ay yaşanan enflasyondan
doğan farktır. Dolayısıyla kamu emekçileri ve emeklileri olarak 2026 yılına
aslında ortalama yüzde 12,5 maaş zammı ile başlıyoruz.
Buna
karşın kira, ulaşım, gıda başta olmak üzere temel giderlerimizdeki artışlar
maaş artışımızı katlamakta, dolayısıyla reel gelirimiz hızla buharlaşmaktadır.
Değerli
Basın Emekçileri;
Bizler
2026 yılına maaşlarımızda ortalama yüzde %12,5 artış ile başlarken:
·
1
Ocak’tan itibaren toplu taşıma ücretlerine %35, sağlıkta katılım paylarına,
muayene ücretlerine %30, köprü ve otoyol geçiş ücretlerine ortalama %22, MTV ve
damga vergisine %19 zam yapılmıştır.
·
Kontrat
süresi dolanların kirası Ocak’tan itibaren yüzde 34,88 artacaktır. Bugün 55 Bin
TL maaş alıp bunun 25 bin TL’sini kiraya veren bir kamu emekçisinin maaşı Ocak
ayında 64.614 TL olacak. Ama kirası 33.720 TL’ye çıkacak. Yani cebine giren maaş zammının neredeyse
tamamı kiraya gidecek.
·
Bırakalım eti, süt ürünlerini,
yumurtayı son bir yılda en düşük memur maaşı ile alınan ekmek sayısı bile
azalmıştır.
Bundan bir yıl önce en düşük memur
maaşı ile tanesi 10 TL’den 4 bin 370 adet ekmek alınıyordu. Ekmek fiyatı 1
Ağustos’tan itibaren 15 TL’ye çıktı. Bugün açıklanan TÜİK enflasyon verilerine
göre en düşük memur maaşı ile 4
bin 307 adet ekmek
alınacak. Bu durumda en düşük maaş alan
memurun sofrasından aylık 1.890 adet, günlük 63
adet ekmek eksilecek. Üstelik ekmeğe zam kapıdadır.
Ayrıca
gelir vergisi adaletsizliği de derinleşmeye devam etmektedir. Maaşlarımızdan
kaynakta kesilen Gelir Vergisi, Yeniden Değerleme Oranının 5 puan altında
tutulmuştur. Dolayısıyla maaş artışımız yine cebimize girmeden buharlaşacaktır.
·
10
yıl önce bugün bir adet çeyrek altın 175 TL’ydi. Ortalama memur maaşı ile 18 adet çeyrek altın
alınıyordu. Bugün çeyrek altının fiyatı 10
bin 500 TL. Ortalama memur maaşı ile 7 adet çeyrek altın bile alınamıyor. Son 10 yılda en az 11 çeyrek altınımızı
elimizden aldılar.
Yıllardır
büyüme nutukları attılar. Ama büyüyen sermaye, patronlar, yandaşlar oldu. Bizlerin ise yoksulluğu, sefaleti büyüdü.
2024
yılını ‘emekli yılı’ ilan etmişlerdi. Ama
emeklileri kuru ekmeğe muhtaç hale getirdiler. On binlerce emekliyi ucuz otel
köşelerinde, otogarlarda yaşamaya sürüklediler.
2025
yılını ‘aile yılı’ ilan ettiler. Ama
milyonlarca aileyi açlığa mahkûm ettiler.
Çağdaş dünya ülkelerinde asgari ücret hesabında, işçinin ailesinin giderleri
de temel alınıyor. Ama 2025 yılını ‘aile yılı’ ilan edenler asgari ücreti
belirlerken işçinin tek başına temel giderlerini dahi yok saymıştır. Her
iki işçiden birinin aldığı asgari ücret tarihimizde ilk defa Kasım ayı açlık
sınırının dahi altında kalmıştır.
2026
yılını ise emeği ile geçinen tüm kesimler için bir yıkım yılına çevirmek
istiyorlar. ‘Sefalete, köleliğe alışın’ diyorlar.
Bizlerin
ücretlerini, maaşlarını sefalet düzeyinde arttırırken hep aynı şeyi söylediler.
‘Kaynak yok’ dediler.
Oysa bu ülkenin işçisine, asgari
ücretlisine, emeklisine, kamu emekçisine insanca yaşam koşulları sunmak için
yeterince kaynağı vardır. Ama bu kaynaklar çalışanlara, yoksullaştırılan halka
değil bir avuç asalağa faiz, teşvik, hazine garantisi olarak aktarılıyor.
Bunu 2026 bütçesinde bir kez daha
gördük.
·
2026’da her 1 dakikada tam 186 asgari ücret faiz
olarak yabancı ve yerli sermayeye gidecek.
·
Her 1 dakikada tam 145 asgari ücret ‘savunma ve
güvenlik’ adı altında silahlanmaya aktarılacak.
·
Her 1 dakikada tam 50 asgari ücret sermayeye,
patronlara teşvik olarak akacak.
·
Her 1 dakikada tam 19 asgari ücret, köprü, otoyol,
şehir hastanesi müteahhitlerinin cebine Hazine garantisi olarak girecek.
·
Saray dakikada 1,5 asgari ücret harcayacak.
Tüm bunlar yükü bizlere yıkılan
vergilerden karşılanacak.
Bizler KESK’e bağlı sendikaların
üyeleri olarak buradan haykırıyoruz.
Bu kölelik düzenine, sefalete
alışmadık. Alışmayacağız.
Çünkü bizler biliyoruz ki alışmak
kanıksamaktır, kabullenmektir.
Bunun
için ayrım yapmaksızın tüm kamu emekçilerini;
·
En düşük kamu emekçisi maaşının
yoksulluk sınırı üzerine çıkarıldığı;
·
İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret,
·
Güvenceli istihdam- güvenli gelecek,
·
Demokratik- adil bir çalışma yaşamı,
·
Halktan yana bir kamu hizmeti,
·
Grev hakkımızın önündeki engellerin
kaldırıldığı Gerçek Bir Toplu Pazarlık Sistemi
İçin
birlikte mücadele etmeye, omuz omuza vermeye çağırıyoruz.
Çağrımız sadece kamu emekçilerine
değil, bu sömürü düzenin çarkları altında ezilen herkesedir.
Hepimizi
sefalette eşitlemeyi hedefleyenlere artık yeter demenin vakti çoktan gelmiştir.
Gelin
yıllardır hepimize kaybettiren bu yoksulluk ve sefalet düzenine karşı insanca
yaşayacak ücret, güvenceli iş, güvenli gelecek için omuz omuza verelim.
Ali İhsan ORHAN
Büro Emekçileri Sendikası
Afyonkarahisar Temsilcisi
İlk Yorumu Sen Yap