Bugün burada,
alın terinin, emeğin ve dayanışmanın simgesi olan 1 Mayıs’ı birlikte
karşılamanın onurunu yaşıyoruz. 1 Mayıs sadece bir bayram değil; hak arayışının,
adalet talebinin ve insanca yaşam mücadelesinin en güçlü ifadesidir. Çünkü biz
biliyoruz: Bu ülkenin gerçek sahibi; üreten, çalışan ve alın teri döken
emekçilerdir.
Bugün
Türkiye’de milyonlarca insan geçim sıkıntısıyla, güvencesizlikle ve adaletsizlikle
mücadele ediyor. Ama bizler bu düzenin değişebileceğine inanıyor ve bunu
değiştirmeye kararlıyız. Çünkü emeğin hakkını aldığı bir Türkiye mümkündür.
Bizim
mücadelemiz yalnızca bugünün değil, yarının mücadelesidir. Çocuklarımızın daha
adil, daha eşit ve daha özgür bir ülkede yaşayabilmesi içindir. Hiç kimsenin
yoksulluğa mahkûm edilmediği, herkesin emeğinin karşılığını aldığı bir düzeni
kurmak zorundayız.
Bizler,
Cumhuriyet Halk Partisi olarak; emeğin, emekçinin ve haklının yanında durmaya
devam edeceğiz. Bu ülkenin kaynaklarını bir avuç ayrıcalıklı kesime değil,
halkın tamamına adil şekilde paylaştıracağız. Çünkü biliyoruz ki adalet yoksa
refah olmaz, refah yoksa huzur olmaz.
Bugün bir kez
daha ilan ediyoruz: Bu ülkenin işçisi, memuru, emeklisi, genci ve kadını yalnız
değildir. Hep birlikte, omuz omuza vererek bu düzeni değiştireceğiz.
Dayanışmayı büyütecek, umudu çoğaltacağız.
Değerli emekçi kardeşlerim,
Cumhuriyet
Halk Partisi iktidarında:
Herkese
geçinebileceği bir ücretle, güvenceli çalışma olanağı sağlanan; eğitim, sağlık,
barınma ve sosyal güvenlik hakkının eksiksiz uygulandığı, yurttaşların kendini
güvende hissettikleri “Emeğin Türkiye’si” için:
1. Asgari değil, insanca yaşamayı esas alan bir ücret sistemi kuracağız.
Asgari ücreti
açlık sınırının üzerine çıkaracak, yoksullukla değil refahla yarışan bir ücret
politikası inşa edeceğiz. Hiçbir emekçiyi açlık sınırının altında bir maaşa
mahkûm etmeyeceğiz. Ücretleri bilimsel veriler ışığında, sendikalarla birlikte
belirleyeceğiz.
2. Taşerona, güvencesizliğe, kayıt dışılığa ve kamuda kayırmacılığa son
vereceğiz.
Kamuda ve özel
sektörde güvencesiz, kuralsız ve örgütsüz çalışmayı sona erdireceğiz.
İstihdamın her alanında güvenceli, kadrolu ve sosyal hakları tam işler
yaratacağız. Milyonlarca işçinin sosyal güvenliğe erişimini sağlayacak, prim ve
emeklilik haklarını koruyacağız. Kamu emekçileri için siyasi sadakati değil
liyakati esas alan bir çalışma hayatını hayata geçireceğiz. Mülakat
mağduriyetine son vereceğiz.
3. İnsanca koşullarda yaşanabilir bir emeklilik sistemi inşa edeceğiz.
Emeklilik
sistemini adaletli ve sürdürülebilir hâle getireceğiz. Emekli aylıklarını
insanca yaşam düzeyine çıkaracağız.
4. Sendikasızlaştırmaya ve toplu sözleşme hakkının gaspına son vereceğiz.
Sendikal
örgütlenmenin önündeki tüm engelleri kaldıracağız. Kamu görevlileri dâhil bütün
çalışanların grev hakkını uluslararası standartlara uygun biçimde tanıyacağız.
5. Çalışırken ölmeyeceğiz; iş cinayetlerine karşı güçlü bir denetim düzeni
kuracağız.
İşçi sağlığı
ve iş güvenliğini piyasa koşullarına değil, insan onuruna göre düzenleyeceğiz.
İşçi sağlığı ve güvenliğini maliyet kalemi olarak görmeyecek, kamusal bir
yükümlülük olarak kabul edeceğiz. Denetimleri artıracak, iş cinayetlerindeki
cezasızlığa son vereceğiz.
6. Çalışma saatlerini kısaltacağız, yaşam süresini uzatacağız.
Emeği
metalaştıran değil, onurlandıran bir düzen kuracağız. Günlük çalışma süresini 7
saate indirecek, emekçinin hayatın merkezinde olduğu bir refah düzeni
kuracağız. “Performans” adı altında mobbinge son vereceğiz.
7. Kıdem tazminatı hakkını gasp ettirmeyeceğiz.
Emekçinin alın
teri olan kıdem tazminatına el uzatılmasına asla izin vermeyeceğiz. Bu hakkı
kuşaklar arası teminat hâline getireceğiz.
8. Kadın emeğini görünür kılacağız. Cinsiyet eşitliğini emek
politikalarının temeline yerleştireceğiz.
Kadınları
güvencesiz işlere, esnek çalışma dayatmalarına ve cam tavanlara mahkûm eden
düzeni yıkacağız. Kreş hakkını anayasal güvenceye alacağız.
9. Gençlerin geleceğini MESEM’lerle değil, nitelikli eğitim ve güvenceli
istihdamla kuracağız.
Çocukların
çalıştırılmasını kökten bitireceğiz. Gençleri ucuz iş gücü olarak gören
anlayışı tarihe gömeceğiz. İşbaşı eğitim adı altında çırak, stajyer, kursiyer
ve bursiyerlerin ucuz iş gücü olarak kullanılmasına son vereceğiz.
10. Vergi yükünü emeğin sırtından alacağız. Toplumsal yaşamı
dönüştüreceğiz.
Dolaylı
vergileri azaltacak, çok kazananın çok vergi verdiği adil bir vergi sistemini
hayata geçireceğiz. Ücretten değil, servetten vergi alacağız. Sosyal
harcamaları artıracak, devletin doğrudan yatırımları aracılığıyla toplumsal
yaşamı köklü bir şekilde dönüştüreceğiz.
Bu
duygu ve düşüncelerle, başta Afyonkarahisar’daki emekçilerimiz olmak üzere,
ülkemizin dört bir yanında alın teri döken tüm işçi kardeşlerimin 1 Mayıs Emek
ve Dayanışma Günü’nü kutluyorum.
Aydınlık ve güzel günlerde buluşmak üzere hepinize saygılarımı sunarım.
İlk Yorumu Sen Yap