ARTIK YETER!
Şiddet olayları toplum içinde yaygınlaşmış,
eğitim kurumları şiddet olaylarının sıklıkla yaşandığı alanlara dönüşmüş,
eğitim çalışanları şiddetin adeta açık bir hedefi olmuştur.
Bu manzara, toplumsal değerlerin çöküş
göstergesidir. Bu yaşananlar karşısında herkesin başını iki elinin arasına alıp,
nereye bu gidiş sorusunu sormalı, sorumluluğunu düşünmelidir.
Öğretmenin itibarsızlaşması, toplumsal
değerlerin çöküş alametidir. Bu topraklarda, bin yıldır var olan, “Bir harf
öğretene 40 yıl hizmet etmek gerekir” anlayışı terk edildi.
Eğitimciler, her türlü mecra kullanılarak
yıpratılan, şikâyet edilen, darp edilen insanlara dönüştürüldü. Bu yanlış
iklimin sonucunda, Siverek’te yaşadığımız vahim tablo ortaya çıkmıştır.
Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerde
sıklıkla görülen silahlı okul baskınının bir benzerinin ülkemizde
gerçekleşmesi, bugüne kadar yaşananlar sebebiyle görevleri başında can
güvenliğinden endişe duyan eğitim çalışanlarını, daha büyük bir endişeye sevk
etmektedir. Tüm Türkiye’de bir gün iş bırakarak gösterdiğimiz tepki bu büyük
endişenin görülmesini sağlamak amacı taşımaktadır.
Her yıl öğretmenler günü kutlamaları yapılıyor.
Öğretmenliğin değerine dair güzel sözler söyleniyor, öğretmenlerle yaşanmış
kıymetli hatıralar paylaşılıyor. Ama hemen ertesinde hiçbir şeyin değişmediğini
görüyoruz.
Geliştirilen, kurulan mekanizmalar, toplumun
üzerine boca edilen haberlerle öğretmenin itibarı yok olmaya devam ediyor. Biz
öğretmene değer her şeye değer derken toplumda öğretmen sahipsizdir, vuranın
yanına kar kalır düşüncesi hakim olmaktadır. Bu iklimde maalesef öğretmenler,
öğrencisinden ve velisinden korkar hâle gelmiştir.
Bu tablo doğru değildir. Bu tablodan ülkemize fayda
gelmez. Yarınlarımız aydınlanmaz. Bu tablodan sevgi çıkmaz, saygı çıkmaz. Bu
tabloyu kabul etmiyoruz!
Yakın zamanda İstanbul’da Fatma Nur Çelik
öğretmenimizin şehit edilmesi, Ankara Pursaklar’da bir grubun okula saldırarak
öğretmeni darp etmesi ve dün Siverek’te öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi,
polisimizi ve vatandaşlarımızı hedef alan menfur saldırı bizi 81 ilde iş
bırakmaya ve kitlesel eylem kararı almaya sevk etmiştir.
Bu saldırılar sadece bireylere değil; eğitime,
topluma ve doğrudan geleceğimize yapılmaktadır.
Siverek’te Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik
Anadolu Lisesi’nde eski bir öğrenci tarafından gerçekleştirilen saldırı, bir
kez daha göstermiştir ki; okullarımızda eğitimcilerimize ve öğrencilerimize
yönelen şiddet artık münferit değil, yaygın bir toplumsal sorundur. Bu durum,
toplumsal çürümeyi açıkça gözler önüne sermektedir.
Bugün daha iyi bir eğitim için müfredatı,
pedagojiyi ve geleceği konuşmamız gerekirken; şiddeti konuşmak zorunda
kalıyoruz. Bunun sebebi, şiddetin artan toplumsal maliyetine rağmen, çözüm
üretmekte yetersiz kalınmasıdır.
Artık öyle bir noktadayız ki; eğitim çağındaki
çocuklar şiddetin faili hâline gelmekte, silaha erişim kolaylaşmakta ve okullar
güvenli alanlar olmaktan uzaklaşmaktadır. Aklı olanın da olmayanın da
öğretmene, öğrenciye ve eğitim çalışanına yöneldiği bir zemin oluşmaktadır.
Bu gidiş kabul edilemez!
Eğitimciye yönelik şiddet, bireysel bir suç
olmaktan çıkmış; doğrudan bir iş güvenliği sorunu hâline gelmiştir.
Eğitimcilerimize yönelik her saldırı, geleceğimizi karartmakta, eğitim ortamını
zehirlemekte ve toplumsal huzuru tehdit etmektedir.
İlk Yorumu Sen Yap